İçerde tutuşun tarihi
Karanlığı yakmak için daha çok ses
bir başına bırakıldığın mücadelenin sesi
bırakılmışlığın, gececil bir kıyının serinliğine
çetin bir günbakışı parçalanmış taşlar üzerinde
Kalbinde taş parçalarıyla yaşıyorsun sen.

Kanatlar savruluyor, savrulmak daha çok ses
Alışılmadık bir yazı bu gökler, rüzgâr daha çok ses
dünyayı hep omuzlarında tutmanın sesi
bıraksan sen değilsin, tutmanın kendisi alev
içerde tutuşun tarihi daha çok ses.
kumların sabrıyla beklediğin bir güneş mesafesi.
kendinle sınandığın gecelerin güne bağlanış sesi
yapraklarını usul usul açan bir bilinmeze
derinlik ile yüksekliği birbirine bağlayan
iki kutup arasında değildir yaşam kimi zaman
varlıkla eşitlenmenin hazzına vardığında
o yırtıcı karanlık, o buzul pençe aklın alevinde
çırpınıyor bir yıkıntı otonom derinlikte
hiçbir şeye dönüşmenin erken sesi
kendine sıfırlanmanın bir ıssız yenidünyada
Kendinde bir başkasıyla yaşıyorsun sen.

Karanlığı yakmak için yıldızlar daha çok ses
Yitiren yükselir, unutan büyür, seven bırakır
Özgürleşmenin kanatları kırıktır hep
dağıldığın yerle bir kalabilmenin sesi
gür, belki kimsesiz, yabanıl, kirli

Hiçbir şeye benzemiyor kendinde bir başkasının sesi
daha güç tüm seslerden bir sesin olağandışı kalbi
aklını bırakmakta uluorta yırtıcılar arasında
bırakmak ve DEVAM ETMEK daha çok ses
                    KANATLANMAK
                  KIRIK YOL ALMAK
                     HEP YAŞAMAK

Taşların bir çiçek, yaşıyorsun sen.





Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

@