Category : 1likler

Lal Hitay

PERMÜTASYON/KOMBİNASYON 
-11-
VEZÜV II
				
“Roma askerlerinin evlenilmesine izin verilmiyordu. Yerel kaynakların sömürülmesi kadınları da kapsıyordu. Kazanan orduların kadınlara tecavüz edeceğine o kadar kesin gözle bakılıyordu ki Josephus’a göre Yahudi asi ailelerin savunduğu … son kalenin Roma askerleri karşısında düşeceği kesinleşince erkekler tecavüzden kurtarmak için kadınlarını, kölelikten kurtarmak için de çocuklarını öldürmüş, sonra silahı kendilerine çevirmişlerdi.” (1) 


“53. Albertine’in tamamen sahip olunmaktan kaçınabilmesini sağlayan dört yol var beşinci ciltte: uyumak, yalan söylemek, lezbiyen olmak, ya da ölü olmak.

54. Bunların yalnızca ilk üçü blöf yoluyla yapılabilir.” (2) 
(3)
“Yalan söylemeyen insanlar vardır. Büyük bir zevkle, neredeyse inandırıcı bir şekilde yalan söyleyen insanlar vardır. Üçüncü bir grup insan, aslında yalan söylemeyi beceremez, ama gene de yalan söylemeyi sürdürür. Belli şartlar altında, yani kendi hayatlarının mantığını sadıkça izleyen ikinci grup ve yalnızca o, hakikatin nabzını elinde tutarak hayatın dolambaçlı yollarına, neredeyse geometrik bir titizlikle ayak uydurabilir.” (4)


“Dikkatle dolu bir hayat -on beş asır boyunca savaşmamıştım, on beş asır boyunca öldürmemiştim, on beş asır boyunca ölmemiştim, uzak bir dikkatle dolu koca bir hayat içimde bir araya gelmişti şimdi ve sessiz bir zil gibi çalıyordu, titreşimlerini duymama gerek yoktu, tanıyordum onları. Sonunda Doğa ile ilk kez aynı hizadaydım.” (5) 


“yanardağda hareketlilik yaşandığını
volkanik gözlemevinden bildirdi. 
::magma daykını dünya yüzeyine bağlayan açık bir çatlak genişlediğinde patlama olacak::
çatlağa yol açan en muhtemel yol 
basıncın yüzeye doğru ittiği magmanın 
kabuğu parçalaması
uzaklaşan levha sınırları 
depremler ve yanardağlardan etkilenmeye açıktır
kabuklar da parçalanmaya”(6) 


“Bizler her birimiz kendi yerçekimimize sahibiz
Bizler her birimiz kendi düşüncelerimize çeki düzen vermeliyiz,
böyle farkını varıyorum ilk kez ne kadar
tuhaf olduğunun, gölgesi güneşin önünden
hızla geçen bir uçak
ve çimenlerin üzerinde
papatyaların arasında yatmakta olan biz
gürültü nedeniyle ellerimiz kulaklarımızda
ve sonra yine konuşmaya devam ediyoruz sanki şu An
bir dönemin en sonuncusu değilmiş gibi
…” (7)  




“güçlü bir lav akışı var
kilometrelerce uzaktan görülebilen 
yanardağın güneydoğusundaki kraterden
kırmızı kodla uyarı verildi bölgeden geçen uçaklara
güçlü bir lav akışı
püsküren küller dört bin beş yüz metreye ulaştı”(8)

“Olmayacak bir zamanda istiridye grisi bir rüzgâra yelken 
açıyoruz,
Dehşet verici bir kasvete doğru.
Dickens’ın deniz tutmasıyla yirmi haftada ya da yirmi günde 
Geçtiği yeri
Ben ona doğru beş vadede geçiyorum.
…
Kıçta dinleniyorum,
Geminin
Yaşlı bir kadın nasıl okursa avuç içini
Dalgaları öyle kolaylıkla geçmesini izliyorum.
Sanırım ben kuzeye bakarken
Bir katır sürüsü ölmeye yatıyor.
…” (9) 


 

(10)
“bir dizi patlamanın ardından uzmanlar tarafından doğrulanan bir gerçek var: 
yaklaşık yüz metre çapında 
yeni bir ada ortaya çıktı denizaltında yer alan bir patlamayla
 ada patlamalarla büyüyebilir 
aynı zamanda dalgaların altında da kaybolabilir
kül ve kaya parçalarından oluşan yeni adalar 
dalgaların sürekli darbelerine karşı koymakta zorlanırlar” (11)


“Hiçbir gizlilik olmadan, kötülüğe teslim oluşumdan duygulanıp, hiçbir gizlilik olmadan, hayatımda ilk kez o bilinmeyen şey oluyordum -ama kendimi bilmemek benim için artık bir engel olmayacaktı, gerçek beni aşmıştı:…
Aynı anda gözlerimi kapamıştım. Ve öylece kaldım her yanım titreyerek…
Elimi tutan el, hepsini sana yıktığım için affet ama bunu kendime saklamak istemiyorum... ” (12) 


1. Susan Buck-Morss/Yıl Bir - Felsefi Bir Döküm 
2. Anne Carson/Albertine Temrini
3. James Henkel/Empty Pitcher
4. Andrey Tarkovsky/Mühürlenmiş Zaman 
5. Clarice Lispector/G.H.’ye göre Çile 
6. Kasım 2023 İzlanda ve Kongo Yanardağ hareketlerine ilişkin haberlerden düzenlenerek yazıldı. 
7. Judith Herzberg/Buzul Çağları Arasında
8. Kasım 2023 Etna Yanardağı hareketlerine ilişkin haberden düzenlenerek yazıldı. 
9. Anne Sexton/Atlantik’i Geçmek
10. Paola Pivi/Untitled (donkey)
11. Ethem Yekta Ulaş’ın, Kasım 2023 Japonya’da yanardağ hareketleri sonrası oluşan adaya ilişkin haberinden düzenlenerek yazıldı.
12. Clarice Lispector/G.H.’ye göre Çile


Künye
*Anne Carson, Albertine Temrini, çev. Armağan Ekici, Yort Kitap, 2020. 
*Andrey Tarkovsky, Mühürlenmiş Zaman, çev. Füsun Ant, Agora Kitaplığı, İstanbul, 2008.
*Anne Sexton, Yaşa ya da Öl, çev. Arzu Göncü, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 2021.
*Clarice Lispector, G.H.’ye Göre Çile, çev. Başak Bingöl Yüce, Monokl Yayınları, İstanbul, 2016.
*James Henkel, Empty Pitcher, 2017.
*Judith Herzberg, Şimdiki Gibi, çev. Mustafa Özen, 160. Kilometre, İstanbul, 2020. 
*Paula Pivi, Untitled (donkey), 2003. 
*Susan Buck-Morss, Yıl Bir – Felsefi Bir Döküm, çev. Bülent O. Doğan, İstanbul, 2022.
*Kasım 2023 Etna yanardağ hareketine ilişkin haber https://www.haberturk.com/italya-daki-etna-yanardagi-yeniden-faaliyete-gecti-3636707 
*Kasım 2023 İzlanda yanardağ hareketine ilişkin haberler https://www.trthaber.com/haber/dunya/izlandadaki-yanardag-gazoz-kutusu-gibi-patlayabilir-814095.html
* Kasım 2023 Japonya yanardağ hareketine ilişkin Ethem Yekta Ulaş’ın haberi https://kayiprihtim.com/haber/japonya-yanardag-patlama-yeni-ada/
https://tr.euronews.com/2023/11/12/izlandada-volkanik-patlama-alarmi-acil-durum-ilan-edildi
*Kasım 2023 Kongo yanardağ hareketline ilişkin haber https://www.sozcu.com.tr/2023/dunya/bir-yanardag-daha-hareketlendi-7862218/


			 

Category : 1likler

Lal Hitay

PERMÜTASYON/KOMBİNASYON 
-10-
VEZÜV I
				
“‘İyi ve Kötü ilkesiyle ilgisi yok.’… ‘Sözünü ettiğim tanrının, maddenin dışında bir varoluşu yok. Kendini maddeden kurtarmak istiyor ama boşuna…’ … ‘Bilmiyorum. Çok mümkün geliyor bana. İnanabileceğimi düşündüğüm tek Tanrı bu benim, tutkusu kimsenin tutsaklığına son vermek olmayan hiçbir şeyi kurtarmayan, hiçbir ereği yerine getirmeyen Tanrı- yalnızca var olan bir Tanrı.” (1)

“Şafaktan önce ruhun, geriye doğru giderek
Seyrediyor onun bronz görüntüsünü, yatağın üzerindeki biçimsizliğini.

Koruyucunun
Kim olduğunu yavaş yavaş tanıyorsun

Er ya da geç-
İdrak.” (2)
(3)
“ ‘İnanma yükümlülüğü…’ diye tekrarladı. ‘İnanma yükümlülüğü inananın üzerinde’ ne demek? … öyle ya da böyle bir hüküm verirsin, çünkü zihin böyle işler. Muhtemelen hayat kararların sürekli ve çabukcak alınmasını gerektirdiğinden, zihin yargıya doğru yönelir. Ama böyle durumlarda kendi varsayım ve önyargılarından başka sağlam bir dayanağın yoktur. Bu yüzden de kendi kendine, kendi gizemlerine mecbur kalırsın.”(4) 


“Öpücüğün gizemini duyumsuyordu. İnsanlar ancak, umutsuzluk ve arzuya elleri kolları bağlı teslim oldukları ve sözün gücünün de yetmediği zamanlarda böyle dokunabilirler birbirlerine, soluklarını birbirlerininkine katarak. Birbirlerinin içine, derinlere dalmaya böyle çabalarlar, belki de her şeyin anlamını ve açıklamasını böyle bulabileceklerdir.” (5)


“…
Tatil hayallerini tek döneme sıkıştıranları 
          bir marka cazip fiyatlarıyla tahrik ediyor

Madlen, sevgilim, hatırlıyorsun değil mi,
           -belki hiçbir zaman
           devleti düşünmeden öpüşmeyi beceremedik ama-
           eskiden kafamız bu kadar karışık değildi.” (6)

 

(7)
“Olan biteni, yani hiçliği örtbas etmek için durumu bulandırmalar, sözcüklerden koltuk değnekleri. İçinde her şeyin yok olduğu bir kara delik, anlamın içe infilakı, hiçlik, hiçlik, hiçlik. Suskunluk. Bence, umutsuzluk”. (8)


“‘Hayatta olmanın mahzuru yok.’ dedi. Çayları koydu, cebinden teneke bir tütün kabı çıkardı, bir sigara sardı, yaktı sigarayı 
…
Palavra. Kendi zihnimin mahreminde bile kendimle tamamen dürüst olamıyorum.” (9)
 
“Sonuç: 
Her şey olması gerektiği gibi olmuştur. Efendim.
Başka türlüsü mümkün değil.
 
Toprağı sür, ağacı buda ve çiçeğe su akşam üstleri.
Ahırı temiz tut, hayvanı kolla.
Dağı büyüt, geceyi uzat.
Bir daha bu mağarada uyuyamazsın.
…” (10) 


1. Stanislaw Lem/Solaris 
2. Ted Hudges/Mağara Kuşları/Mübaşir
3. Felix Vallotton-Le Vent/The Wind  
4. James Lasdun/Bir Faunun Öğleden Sonrası
5. Dezso Kosztolanyi/Gecekuşu Kornelius 
6. Mehmet Erte/Eskiden Kafamız Bu Kadar Karışık Değildi
7. Guim Tio/Untitled 
8. Uwe Timm/Kırmızı
9. Russell Hoban/Kaplumbağa Günlüğü 
10. İnanç Avadit/Bildiğimiz Dünyanın Sonu


Künye
*Dezso Koztolanyi, Gecekuşu Kornelius, çev. Vural Yıldırım, Pinhan Yayınları, İstanbul, 2012. 
*Felix Vallaton, Le Vent-The Wind, 1910, oil on canvas. 
*Guim Tio, Untitled, 2019. 
*İnanç Avadit, Bildiğimiz Dünyanın Sonu (05.04.2023), https://inancavadit.blogspot.com/2023/04/bildigimiz-dunyann-sonu.html   
*James Landun, Bir Faunun Öğleden Sonrası, çev. Özlem Yüksel, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2021. 
*Mehmet Erte, Eskiden Kafamız Bu Kadar Karışık Değildi, İstanbul Bienali-Şiir Hattı, İKSV, İstanbul, 2022.
*Russell Hoban, Kaplumbağa Günlüğü, çev. Banu Karakaş, Yedi Kültür Yayıncılık, Ankara, 2020.
* Sevinç Çalhanoğlu, “Her Yerde Seni Aradım”, İstanbul Bienali-Şiir Hattı, İKSV, İstanbul, 2022.
*Stanislaw Lem, Solaris, çev. Mehmet Aközer, İletişim Yayınları, İstanbul, 2020. 
*Ted Hughes, Mağara Kuşları, çev. Fatma Nur Türk, 160. Kilometre, İstanbul, 2021. 
*Uwe Timm, Kırmızı, çev. İlknur İgan, Can Yayınları, İstanbul, 2018. 

Roman Karavadi


Lahitteki Baykuş 



iki göz odalı çocuk
adı iki heceli çocuk
gizleniyor ninesinin cinli gardırobunda
milyonlarca rüya, boğulan hayaller ve uyurgezerlik de eşlik ediyor ona 

çünkü cennetin duyusu deliliği hisseder 
lahitteki baykuş yükselirken
cazibeli zinet nebatları arasından
avcı üzümlerini kızartır bir rubu evvel 

bir kadın dondurma yiyerek intihar etti
bir kadın gaz fırınıyla gittikçe yakınlaşıyor 
o ise delirmek zorunda, yaşamak için değil 
çünkü üstüne basılan hayaller onun 
zorunda, başkaldırmak için dünyaya
ifritin soğuk ellerinde yanan kalp onun 

suçlu olmak tüm karakterlerin payesi 
ve ölmek kariyerinin en büyük neticesi 
yoksa bunların hepsi ateşli bir rüyanın 
tortularının getirdikleri miydi? 

iki göz odalı çocuk
adı iki heceli çocuk
ıslık çalan rüzgarların kıyısında
hayalleri bende, kalbi güvende, lahitteki baykuş da eşlik ediyor ona. 

Mazlum Mengüç

ya ya da
‘’+Söylesene ağaç, orada tek misin? Diye sordu kedi. 
-Tamamen tek diye yanıtladı ağaç.
+ Ve yalnız değil misin?
-Hiç yalnız değil diye hışırdadı ağaç.
+Ve hiç üzüntüyü, korkuyu ya da yapayalnızlığı hissetmedin mi?
-‘’Asla.’’
I.
taksici dedi ki devlet hep 18 yaşındadır
ben içinde yaşadığım hiç bir dünyayı üç yaşında hatırlamıyorum, taksici de öyle 
ben içinde yaşadığım hiçbir dünyaya ait değilim 
demek ki ben ne sizden ne onlardan ne allahtan demek ki ne ahrettenim ben ne cehennemden 
ne ben üç yaşındayım ne İsa ikibin 
ne ben mutluyum ne dünya döndüğüne
ben yaşayarak kendimi büyük bir yükten kurtardım
ben yaşayarak kendimi baba olmaktan kurtardım taksici haklı 
ne Muhammed kitapla geldi ne zorla Allah inandırdı sizi kendine 
sizin mallığınız hep sizin hiç olma korkunuz sizin kuşkukurtluğunuz
ne Allah istedi sizi ne ben ne ağaç gölgeleri 
ne kök gövde verdi ne ginnes rekorlarına girmek istedik
ne bir şey yazmak istedim açıkçası ne koymak gövdemi taşın altına 
ne o olmak istedi ne annem benim gibi evlada sahip
sorsan katıyım hep sorsan kızgın sorsan bu yüzden hep üzgün 
ne torun vereceğim ona ne kendime baba
sorsan altmış üç yıldır içi soğumamış gülerken hep içli 
hep kanepe bakıyor hep babasını özlemekten ağlak
sorsan gözler kıpkırmızı teyzemin ölümüne kendini hazırlamak
ne dünya görmüş annem ne rahat ne tundra ne özgürlük heykeli
Sorsan gözler kıpkırm teyz ölm knd ha



II.
allah biyüktür. Anne anne. 
joseph aziz. henüz iman tahtası yok. iman tahtası adında bir kemik henüz
kediler henüz yok. dünyaya sıçıyorlar. kum henüz yok
bilinen ilk gemiyi kimin yaptığı bilinmiyor
bilinen ilk kelimeyi kimin söylediği
bilinen ilk rusyaya ne olduğu
bilinen ilk teyzenin ne zaman öldüğü
bilinen ilk babanın adı
Bilinen ilk ile bilinmeyen ilk arasında kalırsan anneyi seç. Allah biyüktür.

Ozan Can Türkmen


Müstakbel


Verilmiş bir karar yok.
Yüzüme bak duydun mu beni?
Henüz verilmiş bir karar yok.
Kükrer sahiller gezer sürer bu fırtına
Buna düş de diyebiliriz ki sığarsa
Anca ölülerin görkemli uykusuna
Hayır önce bunu çıkar aklından
Ölüler uyumuyor.

Bir şeyin diğerine
Çelikleri kilitleyerek
Camları yoklayarak
Hadise münferit değil
Bir şeyin diğerine
Mutlak önemine kanidir
Gözleri izleyerek tanıyarak
Filmlerden silah sesleri
Kokusuz cenazelerde
Bir şeyin diğerine
Kendi iziyle çizgi
Bir doğrultuda yürür
İki kanat açılıp
İlkokul bahçelerine fırlayarak
Bizi getirdiğin mevzuya bak.

Kimi teknik kutular yaptırır
El erişmez ağaçlara asar kimi
Ben sadakatimi toprağa gömeceğim
Herkes onu ölülerle bilecek
Oysa her şey müstakbel.

İnanç Avadit

biraz radyasyon alır mıyız?



az önce insan olduğumu doğruladım. kabul edildi. kabul edildim. artık içerdeyim. oyundayım. 
şahmaran kabul edildi az önce. petrol ve şalgam. biliyorsun. seni gerçekten seviyorum. seni gerçekten 
sevdim ve bu dünyaya geri bırakılamıyor. dünya artık seni sevdiğim dünya. sevmek, en azından bitene 
kadar, insan olmayı doğruluyor. petrolun, şalgamın ve eski hikâyelerin anlamı yerine oturuyor. insanın 
nasıl köleleştirilebildiğini anlıyorsun. annesiyle yatan o çocuğun hikâyesini de. bir ölüyü neden 
usulüne uygun gömmen gerektiğini de. hortlakları, petrolü ve şalgamı da elbet.  “dünya bu, dünya bu” 
diye bir ses yükselmeli minarelerden her gün en az beş kez. dünya insana hatırlatılmalı. hafıza bundan 
yorulmalı. insan denen anlatı artık ayağa kalkmalı, düğmelerini iliklemeli, kendine bir çeki düzen 
vermeli ve son kez aynaya baktıktan sonra kendini nasıl öldüreceğine karar vermeli. bütün bunlara son 
vermenin bir yolunu bulmalı. bitirmek için de bir yerden başlamak gerekir çünkü mutlaka bir yerden 
başlamak gerekir. bu bir numaralı kuraldır. küreyi döndür. parmağının ucunu bir noktaya bastır. işte, 
bu bir başlangıçtır. basınç, mutlaka bir şeye neden olur. dünya bu. dünya bu. bundan fevkalade 
memnunum. evet, bundan fevkalade memnunum. 

                                                                                                 Petek Sinem Dulun
                     

                         B u m e r a n g 
Sessizken suyla dağıtılabildiğim çelişkilerim kadar sevilsem
Cebimdeki çakıl taşlarını saklamaya utanırım
Buradan geçtim, demek için o işaret taşları.

Mesafenin kaygısıyla silkelendim.
Yokluğa, kedere, göç etmeye
Üstümüze yıkılan hevese 
uzun yürüyüşler ekledim…

Komşu evlerin ışıklı çerçevelerinde aile krizleri, 
şiddetli sözlerin sarsıntılarıyla kırılmış küskün çocuklar, 
yaralı kadınlar, öksüz yaşlılar buldum.
Yıkılan şehirlerin hikâyelerinde kendi kayıplarını, anıları, izleri arayanlar var hâlâ
Kaygılı ürkek gözler, bağıran eller, toz bulutları altında bekleyen evler.
Sığınakla sağanak arasında insanın kabahatlerle süslü o mahir elleri
Uzak ve yakın bağlar, çapraz bağlar, kopuşlar, unutuşlar.
İç içe. Kafes de kale de.

Dışarı attıklarımı karşılamaya çıktım
zihin haritamda yeni sinyaller
tabiatın kafa sesine karıştığında;
yürürken ağaçların kalp atışlarını duyayım
küflü gövdelerine dokunup tepe tacını hissedebileyim
bu karaormanda bir ağacın gövde halkalarıyla parmak izlerimin eşleşmesini bekleyeyim
köknarların arasından geçen rüzgar nefesinin yarattığı senfoniye katılayım
salkım söğütlerin kollarında uyuyayım, meyve ağaçlarının çağrısıyla uyanayım
su damlalarının ağaçların haresi gibi durduğu o cömert anları fotoğraflayayım.
Yeniden yerleşen tazelik ve ferahlık duygusuyla 
Göğeren bahar dallarıyla büyük davetlere hazırlanır gibiyiz.

Ağaçlar da bizimle bağ kurmak ister miydi?
Henüz kitaplara dönüşmemişken
Rızasız. Ağaçlar da bizim kitaplar da.

Mağara sarkıtlarından sesleri yutan kristal avizelere
Yanıp sönen ışıklarla karanlıkta konuşanlar
Ağrı eşiği düşüklerin yüksek konfor eşikleri
Hep aynı yanılgı ama
Her sofrada 1900lerden kalma nükleer serpintiler, zirai zehirler
Döşemelerde sessizce gezinen haşereler, içimizde insandışı hareketler
Bir handikap ev, sonsuz bir arazi
Herkeste gecikmiş bir epifani.

                                                          Ümit Erdem
florasan akşam


			gece bitiği
iki karalık işleyen bütün avizeler
kirlik unutan birbirine avlulanan
kilitleyip rahat olsun karyolaya
sürekli çamurumuz artıyor
paslanan zaman masada metalik duruyor
kağıtta yarım kalan imparatorluk 
uzaklık iki gövdenin küllüğünde kararlı 
ne yanda perde patlıyorsa o yanda ışıktan şişler çekiyor
ışığın kendinden kusuru yok
sönüm oda. kara kutu. gerneşip karar verdik.
			dil diş sessizleri	
yakalarımız yakın. boğazım terde telaş acemilik
soyunuyoruz maddi olanaklarımız unutuluyor orta ölçekte
karalı sırt. şimdi dik duruş sergilemeliyim. skolyozun canına
çelik ipte yutkuna dizili hayvanlar var
söz olmasını tercih ederdim bu anda
karalı sözlerden geyikler üremesini biliyor. biz bilmiyoruz.
			brüt ağırlık
penyeden merak. sayısız sekans var dakikalığın sonu bu. 
bütün tekstil burada ona italik sesi soruyorum.
ona dediğim kalabalık anlaşmalarla ilerliyor.
bedenim ortaya bırakılmış koli. batlar kesiliyor eller serbest
kopuyor birbirinden empatinin etleri. 
anne kucağında poşetle bırakılmış bedenim 
toplu çekilmeler var ellerinizde hafıza yok.
bantları kesilince devrilip battaniye figürüne tapıyor
sonra ölüleri poşetliyorlar anlık tarih oluşuyor. 

dokuzuncumurat


(başlık) boş şiir 

bir miktar cızırtılama bir miktar karıncalanma ile 
dolanı dolaşıyorum avare iliklerime 
bir anlama sap olamamış seslere dolaşa d oluş aaa muratlamalar akıtıyorum

düşüme dilimi dolaştırıyorum
sesin başlamadığı anlamda bitiyorum
anlam titretiyorum ses sıkıyorum 

hecesinebileayrılamayacakkadarbütünleşmişkaçkelimekaldışuyazımlıdünyada

(ortalık) bol şiir

kirpikler arasına saklanıp gözden kaçan
bir karlı dağlar bir dağlı karlar ile tıkınan karlı şiirler
daha fazlasından azlanan bir öpmek fiilinden sıfatlanan 
zamir olmaya gör omurgandan geçit vermeyen sıra sıra dağlanır
kirpiklerinin görünmeyen kısımlarındaki buzlar eri yormayalım daha fazla
göz yaşlarından içtiğimin iç dışlığına maruz kaldıkça dilleşen
daha değil susadıkça örülmeyen boşluklara doluluk yağdıran
bahar yağmuru zülüflerini uzatırmış diplerinde hüküm süren mi o ellerim

muratlık adı altında göğe yaslanıyorum
ve bi güzel göğü gıdıklıyorum

(sonluk) bok şiir 

Cemed Loma
ÖLÜ VANG



I- touch ID

Ölü Vang’ın canı günde birkaç kez denize girmek ister
sonra yüzme bilmediği için boğulup öleceğinden korkar
bu korkusunda ve diğer bütün korkularında sonuna kadar
haklı değildir ölü olduğunu hesaba katmaz

Ölü Vang’ın evde beslediği bir kedisi ve bir köpeği yoktur
ölmüş olduğu için buna vakit ayıramaz

Ölü Vang, ölülüğünün sene-i devriyesinde 
bir yemek vereceğini söyler
sağlar, katedral girişinde merakla onu beklerken
Ölü Vang, o gün ölü olduğu için gelemeyeceğini bir telgrafla bildirir
biri bütün tasvirlerde çivilidirbuna herkes alışır



Ölü Vang
yerini yadırgamaz
çünkü canı daha fazla yaşamak yapmak istemez


II- müraca'a ve remiks

soruplar Ölü Vang’a, nedir
o dedi:
dir insanlar farenin peyniri almak için uzanınca
vücuduna yediği vo volt elektrik
deneyin içinde gariban bilemez
dediler: -anasıölsün-

soruplar bize anlat orayı
Ölü Vang dedi:
oranın beldesi tam
yoksulu tam vesairesi tam
oranın kargaları meşhur
kargalarının martı gibi uçmaması
kimsenin onlara simit atmaması
tiksinmem 
şeyler şeyi beyler beyi meşhur
ölerek veya yenilerek dönersin eve bütün istanbullar’dan
zor memleket sırtında veya düz tabutunda remiks oralar

dediler nasıl oldu
Ölü Vang dedi:
her şey geldi her şey geçti
bana, yaşayanlara, bütün buralılara
resepsiyondan kan ve gül istedim
kalp krizi ben hiç geçirmedim
o zaman kalpler kromy
yyarım saat iç çektim
gülmeğe
anlatmağa
iyi hissetmeğe
insan kendini zorlarken 
bazı halatlar kopabilir oldu

dediler taşlar mı oynadı yerinden
Ölü Vang dedi:
tanrı ey
ne olmuş zülüflerim pek eski
deyiver
ebu leheb’in elleri kurudu mu n’oldu

dediler kim vardı yanında
Ölü Vang dedi:
nemrut dağı allahuekber dağları gürültü
mahvını seçebilenler
hatasını seçebilenler
bir halkın aklının kanıtları
şen yürekler

dediler hemen ne yaptın
Ölü Vang dedi:
herkesten hemen ne aldım
kurt kuş ürküp de ağlancıkta 
dağı taşı baştan aldım

dediler kolay mıydı
Ölü Vang dedi:
kortizonlu ilaçlar kullanırsın
dersin ne zamana kadar bu ilacı
derler öllllenee kadar
buranın doktorları bakar
oranın doktorları bakar
sağlık kontrollerinden geçersin
sonra nefes testleri kan almalar kan vermeler
deme akmaz kanım gülersin düzgün akar kan 
göğsünü dinlerler neyim var benim dersin kısık sesle
ultrasonlar serumlar buhar makineleri saplarlar
yoğun bakım kapısında kendini beklersin
orası kolay

EKG odası SFT odası
Travma Odası Acil Müdahale Odası 
Kalp Krizi Geçiriyorum Sanırım Odası
Elimi Tutsun Biri Oksijen Odası
Rus Ruleti Alanı, Morgta Hastası Var Nesi Var Tabelası
Hayatım Biz Ölülere De Kalp Masajı Yapıyoruz Alanı

sonra kendini öldürmezsin
sonra iyileşirsin
sonra cenazene kimsenin gelmesine gerek kalmaz 











@